Başarıya karşı direnç

Çoğu insan asıl sorununun fırsat eksikliği olduğuna inanıyor. Ancak yıllarca profesyonel gidişatları, girişimleri ve büyüme süreçlerini gözlemledikten sonra rahatsız edici bir sonuca vardım: Çoğu zaman başarıya ulaşmanın önündeki en büyük engel kendimizdir.

Kulağa çelişkili geliyor. Kim daha fazla gelir, tanınma veya daha iyi bir yaşam istemez ki?

Cevap göründüğünden daha karmaşıktır.

Bilinçaltımızda işleyen ve bizi tam olarak istediğimizi söylediğimiz şeyi reddetmeye yöneltebilecek sessiz, köklü bir direnç vardır. Bu kendini görünüşte masum şekillerde gösterir: Önemli bir çağrıyı erteleriz, bir teklif göndermeyiz, değerimizden daha az ücret alırız, fırsatları kaçırırız veya “mükemmel anı” beklemek için nedenler buluruz.

Kapasite eksikliği değil. Ne de zeka.

Çoğu zaman bu korkudur.

Başarısızlık korkusu evet ama aynı zamanda başarı korkusu da var.

Çünkü başarı değişim demektir. Bilinen kimliklerden vazgeçmeyi, yeni sorumluluklar üstlenmeyi ve bazen de her zaman ait olduğumuz insanlardan ya da ortamlardan uzaklaşmayı gerektirir. Bazıları için daha fazla para kazanmak suçluluk duygusunu tetikleyebilir. Diğerleri için öne çıkmak yargılanma veya eleştiri korkusu yaratabilir. Hatta paranın yozlaştırdığını, hırsın olumsuz olduğunu, öne çıkmanın sonuçları olduğunu duyarak büyüyenler bile var.

Sonuç büyüleyici bir paradokstur: bilinçli olarak bir hedefe doğru hareket ederken, bilinçsizce frene basarız.

Başarıya karşı direnç nadiren açık bir düşünce olarak ortaya çıkar. Daha ziyade mükemmeliyetçilik, erteleme, aşırı analiz veya sürekli meşgul bir program olarak gizlenir. Hedeflerimize doğru çalışma hissini sürdürürken hareketsizliği haklı çıkarmamıza izin veren karmaşık mekanizmalardır.


Yayımlandı

kategorisi

yazarı:

Etiketler:

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir