Kalp: “Tümör büyümesinin doğal inhibitörü” – Kalp hücrelerindeki kanserin neden neredeyse hiç şansı yok?

Kanser, şaşırtıcı derecede nadir görülen kalp dışında hemen hemen her organı etkileyebilir. Araştırmacılar bu gizemi daha detaylı incelediler. Odak noktası kalp için hayati önem taşıyan bir özelliktir.

Kalp krizi, kardiyak aritmi, miyokardit. Kalp hastalığı denilince akla pek çok tanı geliyor. Kanser bunlardan biri değil. Araştırmacılar, merkezi hayati organdaki tümörlerin neden bu kadar nadir olduğunu keşfettiler.

Kalbin güçlü bir kan kaynağı olmasına rağmen, burada nadiren metastaz veya tümör oluşur. Uluslararası bir araştırma ekibi bu olguyu araştırdı. Kalp dokusundaki kanser hücrelerinin farklı koşullar altında nasıl tepki verdiğini incelediler. Bunu yapmak için fare modellerini, yapay olarak büyütülmüş kalp dokusunu ve insan tümör örneklerini kullandılar.

Kalp dokusu atıp mekanik stres yarattıkça tümör büyümesi yavaşlar. Bu uyarının etkisi geçerse tümör hücreleri çoğalmaya devam eder. Sonuçlar “Bilim” dergisinde yayınlandı.

Trieste Üniversitesi moleküler biyoloji profesörü Serena Zacchigna, yaptığı açıklamada, “Sonuçlarımız kalp atışının sadece fizyolojik bir fonksiyon olmadığını, aynı zamanda tümör büyümesinin doğal bir inhibitörü olarak da hareket edebildiğini gösteriyor” dedi. Kalp sürekli hareket halindedir. Her vuruşta kas hücreleri kasılır, doku gerilir ve basınç değişir.

Kalp kasındaki hücreleri etkileyen de tam olarak bu kuvvetlerdir; oraya yerleşen kanser hücreleri de dahil. Zacchigna, “Bu, kalp ortamının yalnızca immünolojik veya metabolik nedenlerden dolayı değil, aynı zamanda sürekli mekanik aktivitesinin fiziksel olarak yayılmalarını sınırlaması nedeniyle tümör hücreleri için elverişsiz olduğunu gösteriyor” diyor.

Bu etkiyi test etmek için araştırmacılar alışılmadık bir yaklaşım benimsediler: deneysel olarak kalpleri “boşalttılar”, böylece kan akışı sağlandı ancak mekanik strese neredeyse hiç maruz kalmadılar. Bu koşullar altında kanser hücreleri önemli ölçüde daha güçlü bir şekilde büyümeye başladı. Buna karşılık, normal olarak atan kalpte çoğalmaları ciddi şekilde sınırlı kaldı.

Çalışma hücrelerin içinde neler olduğunu gösteriyor. Kalp atışının mekanik kuvvetleri yalnızca tümör hücrelerinin yüzeyini etkilemekle kalmaz, aynı zamanda hücre çekirdeğine de uzanır. Nesprin-2 adında mekanik sensör gibi çalışan bir protein var. Dokunun hareketini algılar ve iletir.

Bu sinyaller genomun yapısını değiştirir. DNA farklı şekilde paketlenmiştir ve bazı genlerin okunması daha zordur. Tümör hücrelerinin büyümesini kontrol eden genler yavaşlar. Sonuç: Kanser hücreleri hızlı bölünme yeteneklerinin bir kısmını kaybeder.

Etki yalnızca laboratuvarda belirgin değildir. Araştırmacılar ayrıca, kalpteki nadir metastazlar ve aynı hastaların diğer organlarındaki ilgili tümörler de dahil olmak üzere insan tümör örneklerini de karşılaştırdılar. Açık bir model ortaya çıktı: Kalpteki kanser hücreleri, dışarıdakilerden farklı moleküler özelliklere sahip.

Uzun vadede bu, yeni bir terapötik yaklaşımla sonuçlanabilir. Fikir: Özellikle tümörleri yavaşlatmak için mekanik uyarıları kullanmak. Ancak bundan henüz somut bir tedavi elde edilememiştir. Çalışma bağlantıları gösteriyor ancak bitmiş bir tedavi yok.


Yayımlandı

kategorisi

yazarı:

Etiketler:

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir