İstasyondaki kafede yönetim kuruluna, kahve ve yemek için hala zamanınız olacak


İlk platformdaki kafe kendi hızında yaşıyor. En büyük cazibesi, günlük menüyü değil, tren kalkışlarına ilişkin güncel verileri görüntüleyen geniş ekrandır.

Masalardan birinde tren değişimini bekleyen ve yaklaşık bir saat bekleyen müşteri Jana Homolcová, “İşten bir meslektaşımızdan tavsiye aldık, burada güzel kahve içtiklerini söylüyorlar. İlk başta tabelayı fark etmedim bile” diye açıklıyor.

Bir ekran fikri onu hemen heyecanlandırdı. “Havaalanındaki bir dinlenme salonu gibi hissettiriyor. İstasyonun konumu mantıklı, treni beklerken strese girmenize gerek yok” diye gülümsüyor.

Kısa bir mesafede Eliška Oplatková kahvesini yudumluyor. “Gidişi sürekli cep telefonunuzdan izlemek zorunda kalmamanız harika. Masadan görebiliyorsunuz ve içiniz rahat ediyor” diye övüyor.

Kurulun kendi verileri var

Ekranın doğrudan Demiryolları İdaresi'nin sistemlerine bağlı olduğu görülse de durum tam tersi. Firma sahibi Tomáš Niederle, teknik kısmı tamamen kendi başlarına çözdüklerini açıklıyor.

Niederle, fikrin kökenini şöyle anlatıyor: “İstasyonda bu alanın reklamını yaptığını gördüğümüzde kendi kendimize şöyle dedik: Orada insanlar var ve kahve çeşitlerinde eksiklik var. Buradan, zaten istasyonda olduğumuza göre bir kalkış panosunun da olması gerektiği sonucu çıkıyor.”

Kafe, internetteki ücretsiz kaynaklardan veri indiriyor. Sahibi, “Programcımız bunu iki saat içinde çözebileceğini düşündü ama sonunda bütün gece onunla oynadı. Örneğin RegioJet bağlantılarını dahil etmek için üç farklı web sitesinden verileri birleştirmesi gerekiyor” diye açıklıyor.

Özel çözümün beklenmedik bir avantajı vardır. Tesisin sahibi, “Bir keresinde Demiryolları İdaresi elektrik kesintisi yaşadı, ancak verileri başka kaynaklardan aldığımız için ekranımız çalışmaya devam etti” diyor.

Başlangıçlarda küçük teknik hatalar da vardı. Niederle gülüyor: “Yanlış bir mesaj aldık, bu yüzden ekranda 'beş dakika içinde ayrılıyoruz' yerine 'kafeden beş dakika sonra ayrılıyoruz' yazıyordu.” Günümüzde sistem yolculara kesin tavsiyelerde bulunuyor. Sadece trenin ne zaman kalkacağını değil, yolcunun kafeden ne kadar süre ayrılması gerektiğini ve orada yiyecek bir şeyler alıp alamayacağını da gösteriyor.

Çoğu insan kahvesini yanında götürür

Personele göre müşteriler bilgilendirme hizmetine oldukça olumlu tepki veriyor. Barista Karolína Lužová, “Tahtaya 'dokuz dakika içinde yola çıkın' gibi notların yazılmasından hoşlanıyorlar” diyor. Tren rötar yaptığında bağlantıların izlenmesi gerektiği göz önüne alındığında, müşteriler Buchta D'ye sadece iyi kahve için değil, aynı zamanda kullanışlı tahta nedeniyle de geliyor.

Bitmemiş espressonun telaşı burada günün konusu değil. Başka bir barista Eva Suchánková “Bu pek sık olmuyor” diye gülüyor. “Ama burada ayrıca treni kalktığı için kaçan ama yine de treni kaçırdığı için geri dönen bir beyefendi vardı” diye anlatıyor.

Müşteriler kalkış panosu sayesinde gecikmeleri takip edebilse de çoğu kişi çok uzun gecikme yaşamayacaktır. Suchánková, “İnsanlar özellikle sabahları okula veya işe giderken paket kahve almaya kesinlikle daha sık gidiyorlar” diyor.

Bu aynı zamanda sahibinin verileriyle de doğrulanır. Niederle gülüyor: “Bu aynı zamanda trenin ne kadar geç kaldığına da bağlı.” “Aynı zamanda sadece on beş kadar koltuğumuzun olması da mümkündür, dolayısıyla müşteriler genellikle kahvelerini yanlarında bekleme odasına veya doğrudan platforma götürürler” diye itiraf ediyor.

Parça olarak D

Yeni şirket, Buchta B ve Buchta C isimlerini taşıyan önceki başarılı yaşam dalları ve iş ortakları Tomáš Niederle ve Kateřina Olivová'nın devamı niteliğindedir.

Niederle şirketin felsefesini şöyle açıklıyor: “Tren istasyonundaki kafeyi 'Brno'nun en iyisi' olarak inşa etmeye çalıştık. Brno'nun en iyilerini, en popüler kavurma fırınlarımızı ve pastanelerimizi getirmek istedik.” Bu nedenle Brno'daki on bir farklı kavurma makinesinden gelen çekirdekler, öğütücülerde dönüşümlü olarak kullanılıyor.

Brno kahve topluluğu, Buchta D isminin yaratılmasında rol oynadı. “Hodne zok kahve dükkanından Martin'e teşekkür etmeliyim. Her zaman mektubun bir anlamı olduğunu varsaydık. B Brno'dandı, C merkezdi. Martin bize D'nin sadece bir pist olacağı fikrini verdi” diye belirtiyor.

Uzun süredir girişimci olan ikilinin, kafe alfabesini daha da genişletip Buchta E'yi açmayı planlayıp planlamadıkları sorulduğunda şu ana kadar net bir yanıtları var: “Yorum yok. Evde olmam yasak ama belki bir şeyler olur. Ama o mektup daha karmaşık, o yüzden göreceğiz.”


Yayımlandı

kategorisi

yazarı:

Etiketler:

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir