İslamcılık uzun zamandan beri günlük hayatımıza girmiştir.


Polis memurları bir Noel pazarının güvenliğini sağlıyor
Kaynak: resim ittifakı/dpa
İki genç İslamcı, Noel pazarında kan gölüne dönmek istedi. Durdurulmuş olmaları hikayenin sonu olmamalı. Artık birçok alanda daha fazla çaba gösterilmesi gerekiyor ve bu hepimizi etkiliyor.
Geçen hafta Anayasayı Koruma Dairesi başkanı Thomas Haldenwang şiddet içeren İslamcı tablonun kasvetli bir resmini çizdi. Çarşamba günü Berlin’de “Tehlike gerçek ve uzun zamandır olduğundan daha yüksek” dedi. Saldırı riski “yeni bir kaliteye” ulaştı.
Salı günü polis, Kuzey Ren-Vestfalya ve Brandenburg’da Leverkusen’deki bir Noel pazarına İslamcı bir saldırı planladığı söylenen iki genci tutuklamıştı. İki şüpheli genç terörist daha sonra IŞİD’e katılmak istedi. İki kişiden biri, sesli sohbette “Zaten benzinim var” diye sevindi.
Bu tür raporların heyecanı her zaman büyüktür ve bu tür projelerin kınanması hemen ardından gelir. Ancak çoğu zaman bunlar sadece kelimeler olarak kalır. İslamcılar bu ülkede açıkça ortaya çıkabiliyor, düşündüklerini, istediklerini söylüyorlar. Kulüpler kurup camilere mürit topluyorlar. Bu durdurulmalı.
Özgür demokratik temel düzene az çok düşman olan herkesle siyasi ve hukuki olarak mücadele edilmelidir. İsrail’e ve Yahudilere karşı propaganda yapan herkes açık bir çelişkiyle karşılaşmalıdır.
Şu çok açık: İslamcılık hepimize karşı saldırgan, antidemokratik ve insan hakları karşıtı bir harekettir. Bunu ciddiye almalı ve nerede karşımıza çıkarsa çıksın, okullarda, işyerlerinde, mahallelerde, sokaklarda mücadele etmeliyiz.
Antisemitistler yıkıyor diye İsrail’le dayanışma amacıyla devletin bayrağını belediye binalarına asmanın neredeyse imkansız olması kabul edilemez. İran’ın Hamburg’da, aslında Avrupa’daki gizli servisinin karargâhına ev sahipliği yapan bir camiyi işletmesi kabul edilemez. Federal Anayasayı Koruma Dairesi’nin ülkedeki düzinelerce camiyi denetlemesi mümkün değil çünkü bu camiler yeni radikallerin üreme alanı olarak görülüyor. Vaaz yerine nefretin olduğu yerde din özgürlüğü biter.
Ancak mücadele aynı zamanda entegrasyon için çabalamak anlamına da gelir. Yeni gelen göçmenlere burada neyin mümkün olup neyin mümkün olmadığını anlatın. Demokrasinin savunulması sadece Anayasayı Koruma Dairesi’nin görevi değildir. Bu hepimizi ilgilendiriyor.


Bir yanıt yazın