Bosch ve Co. Çin'e güvenmeyi tercih ediyor

Alman otomobil tedarikçileri Çin'deki işlerini büyük ölçüde genişletiyor. Bosch, geçen yıl Halk Cumhuriyeti'nde yaklaşık 15 milyar avroluk satış elde etti; bu rakam, önceki yıla göre yüzde beş artış anlamına geliyor. Şirketin Pekin'deki Auto China otomobil fuarının başlangıcında duyurduğu gibi, Çinli üreticiler gelirin yarısından fazlasını oluşturdu.

Aynı zamanda, yeni teknolojilerin gelişimi giderek Çin'e kayıyor: Sürücü destek sistemleri genellikle ilk olarak orada uygulanıyor ve seri olgunluğa Avrupa'ya göre daha hızlı ulaşıyor. Aynı zamanda aynı pazardan gelen baskı da artıyor. Çinli tedarikçiler Avrupa'ya çok daha ucuz bileşenlerle giriyor; bazı durumlarda yüzde 20 ila 30 daha ucuz. Bu, Alman tedarikçiler için büyüyen iş ile uzun vadede kendi rekabetlerini güçlendirip güçlendirmeyecekleri sorusu arasında bir gerilim yaratıyor.

Otomobil pazarı: Çin, Avrupa'dan çok daha hızlı üretim yapıyor

2025 yılında 34,5 milyon otomobil ve ağır ticari araçla Çin, artık küresel araç üretiminin üçte birinden fazlasını gerçekleştiriyor. Çin pazarı, Alman tedarikçiler için giderek daha vazgeçilmez hale geliyor; bunun nedeni de buradaki üreticilerin yeni teknolojileri Avrupalı ​​rakiplerinden daha önce kullanmasıdır. Örneğin, iki yıl önce ZF Friedrichshafen'in kablolu direksiyon sisteminin ilk müşterisi Çinli otomobil üreticisi Nio iken, teknoloji bu yıl yalnızca Mercedes-Benz'de kullanılacak.

Sektör gözlemcileri ayrıca Çin'de yeniliklerin uygulanma hızının yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Buradaki sistemler genellikle sadece birkaç ay içinde seri üretime getiriliyor; bu da Avrupa'dakinden çok daha hızlı. Bosch, pazara hazır olana kadar geçen altı ay içinde Çinli bir üreticiyle fren sistemi geliştirdi. Aynı zamanda, iç pazar üzerindeki baskı da artıyor: Çin'den ucuz otomobil parçaları ithalatı son zamanlarda önemli ölçüde arttı – örneğin Alman Ekonomi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre, manuel şanzımanlar için yüzde 180'den fazla.

Uzmanlar artan ithalatı, Çin'in giderek bir satış pazarından rakibe doğru geliştiğinin ve Avrupalı ​​tedarikçilerin yerini aldığının bir göstergesi olarak görüyor. Bergisch Gladbach'taki Otomotiv Yönetim Merkezi (CAM) başkanı Stefan Bratzel, Berliner Zeitung'da bazı Alman tedarikçilerin krizden “hayatta kalamayacağı” konusunda uyardı.

Umutsuz beklentiler: Otomobil uzmanı Stefan Bratzel'e göre, bazı Alman otomobil tedarikçileri Çin'in artan rekabeti karşısında “hayatta kalamayacak”.

© BeHaberler Weißbrod/dpa

Bosch, Çin ile artan iş birliğini savunuyor

Bosch, Çinli üreticilerle yakın iş birliğini savunuyor ve pazarın dinamiklerine dikkat çekiyor. Berliner Zeitung'un sorusu üzerine bir şirket sözcüsü, “Çin pazarı bizim için önemli bir inovasyon merkezi” dedi. “Buradaki gelişme dönemlerinin önemli ölçüde daha kısa olabilmesi Çin'in bir özelliğidir.” Şirket aynı zamanda teknolojik gücüne de vurgu yapıyor ve 2025 yılında dünya çapında yaklaşık 6.300 patent başvurusuna dikkat çekiyor. Rekabet bir risk değil, itici bir güç: “Bosch rekabetten çekinmiyor çünkü bu bizi sürekli olarak kendimizi daha da geliştirmeye itiyor.”

Aynı zamanda tedarikçi artan rekabetle karşı karşıyadır ve eşit şartlar talep etmektedir. Şirket, güçlü Çinli sağlayıcılara karşı kendinizi savunmanız gerektiğini söylüyor. Önemli olan Avrupa endüstrisi için “eşit şartlar” sağlanmasıdır. Bu nedenle Bosch, Avrupa'da daha güçlü yerel içerik gereksinimlerinin dikkate alınmasını destekliyor. Grup aynı zamanda küresel stratejisine de bağlı kalıyor: Ürünleri bölgesel pazarlara uyarlamak ve uzun vadede rekabetçi kalabilmek için yerel ortaklarla işbirliği şarttır.

Araba derneği şikayet ediyor: Almanya “çok yavaş ve çok pahalı”

Otomotiv Sanayii Derneği (VDA) da sektörün gücünü vurguluyor ancak zorlukların arttığını da görüyor. VDA'nın bir sözcüsü, “Alman otomotiv endüstrisi uluslararası rekabetle güvenle ve başarılı bir şekilde yüzleşiyor” diyor. Ancak Almanya lokasyon olarak çok daha az çekici hale geldi. Yüksek enerji fiyatları, bürokrasi ve yavaş onay süreçleri, ülkeyi uluslararası standartlara göre “çok yavaş ve çok pahalı” hale getirdi. Çin'le de dahil olmak üzere işbirlikleri onlarca yıldır sektörün iş modelinin bir parçası oldu ve anlamlı olmaya devam ediyor.

Otomobil uzmanı Ferdinand Dudenhöffer'in değerlendirmesi ise çok daha kritik. Bochum'daki CAR Enstitüsü başkanı sorulduğunda “Adil rekabet güçleniyor” diyor. Bu nedenle Çinli üreticilerle işbirlikleri bir hata değil, bir fırsattır: “Örneğin, Xiaomi veya başkalarıyla çalışan herkes, yorucu olsa bile çok şey öğrenir.” Ancak tedarikçilerin de kendi yeniliklerini getirmeleri çok önemli. Değiştirilebilir ürünler tedarik eden şirketlerin uzun vadeli beklentileri yoktur.

Dudenhöffer aynı zamanda Alman sağlayıcılar için yapısal dezavantajlar da görüyor. Finansman seçeneklerine atıfta bulunarak “Çinliler burada bizden bir adım önde” diyor. Birçok Çinli şirket sermaye piyasasına daha iyi erişime sahipken, Alman tedarikçiler genellikle aile mülkiyetindedir veya vakıflar halinde örgütlenmiştir. Almanlar arasında inovasyonun hızı özellikle zayıf: “Bu bir tehlike değil, bir gerçek.” Çin, yapay zeka ve pil teknolojisi gibi geleceğin kilit alanlarında şimdiden önde. Almanya ise çok tartışıyor ve çok az yatırım yapıyor. Vardığı sonuç nettir: “Yenilik ruhu kazanır.”

Geri bildirim gönder

Konu hakkında daha fazlasını okuyun


Yayımlandı

kategorisi

yazarı:

Etiketler:

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir