Almanya'nın Baltık Denizi kıyısında günlerdir bir hayvan dramı yaşanıyor ve binlerce insan canlı yayın ve sosyal ağlarda bunu takip ediyor. Ancak kurtarma operasyonu ne kadar uzun sürerse, şu soru da o kadar ortaya çıkıyor: Balinaya mı yardım etmeliyiz yoksa doğanın kendi yoluna gitmesine mi izin vermeliyiz? Bazı uzmanlar ise hayvandan uzak durulmasını savunuyor. Diğerleri bunu ihtiyatlı bir şekilde desteklemek istiyor.
Daha sonra okuyun Reklamcılık
Daha sonra okuyun Reklamcılık
Stralsund'daki Alman Denizcilik Müzesi şu anda temkinli bir yaklaşım izliyor. Balina araştırmacısı Anja Gallus, stratejiyi klasik anlamda bir kurtarma olarak değil, destek olarak tanımlıyor: “Kendi başına özgürleşebilmesi için onu yükselen su seviyeleriyle desteklemek istiyoruz.” Aktif müdahale (örn. dokunma veya teknik yardım yoluyla) planlanmamıştır. Uzmanın ilkesi “Bunu kendi başına yapmak zorundadır”. Acil servisler balinayı dikkatli bir şekilde yönlendirmeye çalışıyor. Gallus, seslerin onu daha derin sulara doğru hareket ettirmesi gerektiğini açıklıyor.
Her prosedür bir stres faktörüdür
Balina ve Yunusları Koruma'dan (WDC) deniz biyoloğu Tamara Narganes Homfeldt bunu eleştiriyor. Hayvana ilave stres uygulamamanızı tavsiye ediyor. “Kurtarma operasyonları birey için her zaman stres anlamına gelir” diyor. Size göre balinanın artık yalnız bırakılması gerekiyor. Zaten insan müdahalesinden yararlanamayacak kadar zayıf. Narganes Homfeldt'e göre balina tekrar karaya oturduğunda dipte değildi. “Teorik olarak tekrar özgürce yüzebilirdi” ama bunu yapmadı. Uzman, büyük olasılıkla artık gücünden yoksun olduğunu söylüyor.
Daha sonra okuyun Reklamcılık
Daha sonra okuyun Reklamcılık
Uzmanlar bir noktada hemfikir: Her prosedür risk taşır. Gallus, “Balinaya nasıl yaklaşırsanız yaklaşın, hayvan için streslidir” diyor. Motor gürültüsü, kazı çalışmaları veya insanların yakınlığı da durumunu daha da kötüleştirebilir.
Narganes Homfeldt şunu vurguluyor: Bir kurtarma girişimi durumunda balinanın işbirliği kesinlikle gerekli olacaktır. Her kurtarma operasyonu beraberinde yeni stres faktörlerini getirir. Meslektaşıyla aynı fikirde: “Ekskavatör gürültüsü, motor gürültüsü ve insanların yakınlığı ek stres anlamına geliyor.” Bu nedenle daha ileri müdahalelerin riskli olduğunu düşünüyor. Tekrar serbest bırakılsa bile balinanın iyileşmesi veya doğal ortamına geri dönüş yolunu bulması pek mümkün görünmüyor.
Geri dönüş yolu en büyük zorluktur
Her iki uzmana göre Atlantik'e dönüş yolculuğu, kayıp hayvan için en büyük zorluk. Gallus, balinanın Baltık Denizi'nde yeri olmadığını söylüyor. Danimarka boğazlarından Atlantik'e uzanan birkaç yüz kilometrelik rota, sağlıklı balinalar için bile zordur. Gallus, “Şansının ne kadar büyük olduğunu düşünebilirsiniz – bence çok çok zayıf” diye korkuyor.
Hayvan ciddi şekilde zayıflamış. Nefes alma hızı yavaşladı; bu, gücünün zayıflamaya devam ettiğinin bir işareti. Uzmanlar cildin durumunu özellikle endişe verici buluyor. Baltık Denizi'nin düşük tuzluluğu onları büyük ölçüde etkiliyor ve enfeksiyonlar meydana geliyor.
Daha sonra okuyun Reklamcılık
Daha sonra okuyun Reklamcılık
Buna beslenme durumu da ekleniyor: Balina günlerdir yemek yemiyor. Bu büyüklükteki bir hayvanın her gün çok büyük miktarlara ihtiyacı vardır. Baltık Denizi'nde yiyecek yeterince bulunmuyor. Balinanın ağzında olta takımı parçaları kalmış olsaydı beslenmenin zor, hatta imkansız olması muhtemeldir.
Kurtarma çalışmalarına paralel olarak kamuoyunun ilgisi de artıyor. Pek çok kişi sitede veya internette olup bitenleri takip ediyor. Hayvanı filme alıyorlar ve olası çözümleri tartışıyorlar. Ancak bu yakınlık sorunlu olabilir. Greenpeace ve Sea Shepherd gibi yetkililer ve kuruluşlar bu nedenle düzenli olarak izleyicilerden mesafelerini korumaları ve hayvana daha fazla yük bindirmemeleri yönünde çağrıda bulunuyor.

Bir yanıt yazın