Anemi ve Alzheimer, kanda yazılı bir bağlantı

Birincisi bir kan hastalığı, ikincisi ise nörodejeneratif bir bozukluk. Her ikisi de yaşlanmada daha sık görülen durumlardır. Ve bilim artık bu ikisi arasında derin bir bağlantının olabileceğini söylüyor. Sırasıyla anemi ve Alzheimer'dan bahsedelim: yeni araştırma, yayınlandı Jama Ağı AçıkStockholm'deki Karolinska Enstitüsü'nden bir grup araştırmacı tarafından yürütülen çalışma, aneminin, klinik semptomların ortaya çıkmasından çok önce, Alzheimer'ın tipik beyin hasarını işaret eden, kandaki spesifik biyobelirteçlerin yüksek seviyeleriyle ilişkili olduğunu gösterdi. Sonuçlar, aneminin “kahraman” molekülü olan hemoglobinin, Alzheimer hastalığının ilerlemesine karşı vücudun tepkisinde nasıl önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.

Miyelodisplastik sendromlarda daha fazla hasta kan naklinden kaçınabilecek

kaydeden Simone Valesini

16 yıllık soruşturma

Araştırmada özellikle SNAC-K çalışmasının verileri kullanıldı (Kunsholmen'de Yaşlanma ve Bakım Üzerine İsveç Ulusal Araştırması60 yaş ve üzeri 2.282 yetişkini ortalama dokuz yıldan fazla bir süre boyunca takip ederek, takip etmek 16 yıla kadar uzatıldı. Kayıt sırasında katılımcıların hiçbirinde demans belirtileri görülmedi; Araştırmacılar, anemiyi Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen kriterlere göre tanımlayarak temel hemoglobin düzeylerini ölçtüler (kadınlar için 12 g/dL'den az ve erkekler için 13 g/dL'den az). Gözlem süresi boyunca 362 kişi, bilim adamlarının kanın “sağlıklı durumu” ile bilişsel gerileme arasındaki ilişkiyi kesin olarak analiz etmelerine olanak tanıyan bir tür demans geliştirdi.

Down sendromu, ekstra kromozomu “kapatan” gen terapisinin ilk adımı

kaydeden Sandro Iannaccone

Down sendromu gen terapisinin ilk adımı

Düşüşün casusları

Çalışmanın gücü serumda ölçülen üç protein biyobelirteçinin analizinde yatmaktadır; fosforile edilmiş tau 217 (p-tau217), nörofilament hafif zincir (NfL) ve glial fibriler asidik protein (Gfap): bunlar sırasıyla Alzheimer hastalığı, nöronal dejenerasyon ve glial aktivasyon hakkında bilgi veren göstergelerdir ve bu da beyin iltihabının bir işaretidir. Bilgilerin çapraz referanslanmasıyla araştırmacılar, hemoglobin azaldıkça bu göstergelerin kandaki düzeylerinin giderek ve her şeyden önce doğrusal olmayan bir şekilde arttığını gözlemledi. Özellikle hemoglobin yaklaşık 14 g/dL eşiğinin altına düştüğünde, dolayısıyla anemi için kritik değerlere yaklaştığında risk önemli ölçüde artmaya başlar.

Kronik böbrek hastalığı anemisine aşina mısınız?

Mara Magistroni

Kronik böbrek hastalığı anemisine aşina mısınız?

Zihin üzerindeki etkisi

Araştırmanın yazarlarına göre anemi ve biyobelirteçler, demans riski açısından “çarpımsal” bir şekilde etkileşime giriyor. Anemi tek başına demans riskini %66 artırır; ancak aynı anda anemi ve yüksek NfL düzeyine sahip olan katılımcılar için demans riski, her iki parametrede normal değerlere sahip olanlara kıyasla üç kattan fazla arttı. Çıkarılan sonuç, aneminin muhtemelen bir şekilde beynin demansa “direnme” yeteneğini azalttığı, böylece biyolojik hasarın klinik hastalığa dönüşeceği eşiği düşürdüğü yönündedir. Bir başka ilginç gerçek cinsiyet farklılıklarıyla ilgilidir: Düşük hemoglobin seviyeleri ile demans riski arasındaki ilişki aslında erkek popülasyonunda daha belirgin görünmektedir ve bu bağlamda yazarlar, kadınların üreme çağında yaşanan “dalgalanmalar” nedeniyle anemiye karşı daha büyük bir biyolojik tolerans geliştirmiş olabileceğini, erkeklerde ise bu durumun genellikle kronik inflamasyon veya daha sonraki beslenme eksiklikleriyle bağlantılı olduğunu öne sürmektedir. Birlikte ele alındığında, çalışma bulguları yaşlı yetişkinlerde beyin sağlığına yönelik önleme stratejileri olarak hizmet edebilecek hemoglobin seviyelerinin zamanında düzeltilmesini amaçlayan terapötik müdahalelerin tasarlanmasında faydalı olabilir.


Yayımlandı

kategorisi

yazarı:

Etiketler:

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir