Rabindranath Tagore'un tanıtıma ihtiyacı yok, bu iyi bir şey çünkü kelimeler sınırlı olduğunda onu tanıtmaya başlamak pek mümkün olmuyor. Rabindranath'ın 1861'den 1941'e kadar yaşayan Bengalli bir bilge olduğu söylenebilir.
Şair, yazar, oyun yazarı, besteci, filozof, sosyal reformcu ve ressamdı. Ancak etkisi bu alanların çok ötesine uzanıyordu. Bengal Rönesansının en önde gelen liderlerinden biri olarak Bengal'deki toplumu bir bütün olarak yeniden şekillendirdi.
Ayrıca Okuyun | Michelle Obama'dan günün sözü: “Zorluklarınızın ve başarısızlıklarınızın cesaretinizi kırmasına izin vermek yerine, ilham vermelerine izin verin…”
1913'te Rabindranath, herhangi bir kategoride Nobel Ödülü kazanan ilk Asyalı oldu ve aynı zamanda Gitanjali (şarkı teklifleri olarak tercüme edilebilir) adlı kitabıyla Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk söz yazarı ve Avrupalı olmayan kişi oldu. Bestelerinden ikisi Hindistan ve Bangladeş'in milli marşları haline getirildi.
Günün alıntısı Ghare Baire adlı romanından (Ev ve Dünya'ya çevrilmiştir). Şöyle yazıyor: “Saflığın yalnızca talihin gülümsemediği kişilerde meydana geldiğini sanıyorlardı. Yeri veya lekeleri olan ay, yıldızlar değil.”
Rabindranath Tagore'un sözünün anlamı nedir?
Rabindranath Tagore bir dünya vatandaşı ve ilerici bir düşünürdü. Sözleriyle hem birey hem de toplumun parçası olarak insanın eşsiz bir analizini sundu. Yukarıda bahsedilen alıntısı böyle bir gözlemi ifade ediyor.
Alıntı, insanların sıklıkla, ister ahlaki ister başka türlü olsun, saflığın yalnızca yoksullar ve ezilenler için, yani “talih yüzüne gülmemiş” insanlar için bir gereklilik olduğuna inandıklarını öne sürüyor. Zengin ve güçlü sınıfın toplum gözünde saygın olabilmesi için bu tür inceliklere uyması gerekmez. Başka bir deyişle, ne kadar iyi giyinirseniz o kadar kötü davranabilirsiniz.
Alıntının ilk kısmı toplumda var olan keskin sınıf farklılığını vurgularken, bu durum başlı başına toplumsal eşitliğin zaten kurulmuş olduğu fikrini boşa çıkarıyor. Alıntının ikinci kısmı mesajın daha iyi bir resmini çiziyor.
Rabindranath, yoksulları, Dünya'ya daha yakın olan, geceleri en parlak şekilde parlayan ancak yüzü “lekelerle”, “yıldızlar” tarafından değerlendirilen kusurlarla veya yerden daha uzakta olan ve gökyüzünde karanlık denizindeki mücevherler gibi parıldayan elitlerle işaretlenmiş olan aya benzetiyordu. İkinci grup için kişilikteki kusurlar konuyla ilgisizdir veya yüksek statüleriyle haklı çıkar.
Rabindranath Tagore'un sözü bugün neden geçerli?
Rabindranath Tagore'un bu alıntıda vurguladığı sınıf ayrımı, ölümünün üzerinden altmış yılı aşkın süre geçmesine rağmen hâlâ geçerliliğini yitirmedi. Ülkemizin anayasası tüm vatandaşların eşitliğini garanti etse de, temel gerçeklik bunu gerçeğe dönüştürmek için almamız gereken uzun bir yol olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla bu alıntı, insanları oldukları gibi görmemiz gerektiğini hatırlatıyor: bir yanda benzersiz, diğer yanda tamamen sıradan erdemleri ve kusurları olan sadece insan kardeşler. Aynı zamanda toplumun ayrıcalıklı gördüğü insanlara bakarken pembe gözlükleri çıkarmamızı ve onları herkesle aynı standartlarla yargılamamızı da hatırlatır.

Bir yanıt yazın