Gerekçe genellikle teknolojiye yapılan önemli bir yatırımın ardından ortaya çıkar. Örneğin şirket bir ERP yönetim sistemi uyguluyor, bilgileri entegre ediyor, süreçleri organize ediyor ve bazen “Yapay Zeka” katmanlarıyla desteklenen operasyonel görünürlük elde ediyor. Bu ilerlemeyle aynı zamanda örtülü bir sonuca da varılıyor: Analitik görev kapsanıyor. Sorun da burada başlıyor.
Sistem başarısız olduğu için değil, kendisine karşılık gelmeyen bir rol atandığı için. ERP bilgiyi düzenler; Bunu stratejik olarak yorumlamıyor. Ve bu ayrım kaybolduğunda analitik aktif bir disiplin olmaktan çıkıp “zaten dahil olan” bir şey haline gelir.
Sonuç düzensizlik değil, daha maliyetli ve tespit edilmesi zor bir şey: verilerle desteklense bile analitik derinlik olmadan alınan önemli kararlar.
Yaygın bir örnek bunu açıkça göstermektedir. Bir şirket, sistemi aracılığıyla satışların yavaşlamaya başladığını gözlemliyor. Kontrol paneli bu durumu tam olarak gösteriyor: belirli bölgelerdeki düşüş, bazı SKU'lar üzerindeki baskı, envanterdeki artış. Bilgiler mevcut, açık ve güncel.
Asıl soru bundan sonra ne olacağıdır.
Pek çok şirkette tepki anında ve neredeyse otomatiktir: yaygın fiyat ayarlamaları, taktiksel promosyonlar veya “hacmi yeniden yakalamaya” yönelik ticari baskı. Bunlar, yangınları söndürme mantığıyla alınan hızlı, operasyonel kararlardır.
Nadiren gerçekleşen şey daha derin bir analizdir: Düşüş fiyat duyarlılığına mı, portföy karışımındaki bir değişikliğe mi, tüketici tarafında bir ikameye mi yoksa rekabetin bir hamlesine mi tepki veriyor? Tüm ürünlerde mi yoksa sadece bazılarında fiyatların düşürülmesi tavsiye edilir mi? Bu kararın orta vadede marj ve karlılık üzerinde nasıl bir etkisi olacak?
Hiçbir ERP bu sorulara cevap vermiyor. İkisi de gösterge paneli değil.

Bir yanıt yazın