Güç Kurumlara Cevap Vermeyi Durdurduğunda

Son yıllarda, tek tek ele alındığında çok farklı bağlamlara ait gibi görünen olaylara tanık olduk: Sivillerin ölümüyle sonuçlanan polis operasyonları, güvenlik adına güç kullanımını meşrulaştıran hükümetler, sanki kurumsal rol sadece bir detaymış gibi giderek birinci şahıs ağzından konuşan siyasi liderler. Ancak birlikte gözlemlendiğinde bu olayların aynı yöne işaret ettiği görülüyor.

Onları birbirine bağlayan şey şiddetin kendisi değil, gücün algılanma ve anlatılma şeklidir.

Bir devletin sivillere, özellikle de mesafeli, dışlanmış veya “öteki” olarak tanımlananlara yönelik şiddeti tolere etmesi, meşrulaştırması veya en aza indirmesi yalnızca askeri veya güvenlikle ilgili bir karar vermek anlamına gelmez. Ahlaki eşiği düşürüyor. Belirli koşullar altında insan yaşamının pazarlığa açık hale gelebileceğini üstü kapalı olarak ilan ediyor. Ve bu mantık er ya da geç ileri geri dönme eğilimindedir.

Mekanik bir neden-sonuç zinciri olduğu için değil, iktidar kültürü hiçbir zaman sınırlı kalmadığı için. Uygulamalar, dil ve gerekçeler göç ediyor: dış politikadan iç güvenliğe, savaştan polisliğe, istisnadan normalliğe.

Bunun yanı sıra daha az görünür ama aynı derecede belirleyici olan başka bir olgu daha var: Gücün kişiselleştirilmesi. Siyasi söylem giderek kurumlar adına değil, onları işgal eden birey adına konuşuyor. Lider artık kendisini bir rolün geçici koruyucusu olarak değil, vazgeçilmez bir kahraman olarak sunuyor. Örtülü mesaj şöyle oluyor: Sistem benden daha az önemli.

Böyle olunca kurumların içi boşalır. Kanunlar artık paylaşılan sınırlar değil, aşılması gereken engellerdir. Sorumluluk artık kolektif değil, kişiseldir. Vatandaşlardan katılmaları ya da gücü sorumlu tutmaları değil, inanmaları isteniyor.

Resmin bir araya geldiği yer burasıdır. Çünkü artık kurumlara değil, tek bir kişiye inandığımızda; kurallarda değil, karizmada; Sınırlarla değil, kalıcı istisnayla gücün kısıtlanması sona erer. Ve sınırlandırılmamış güç, tarihsel olarak, daha adil hale gelmez; yalnızca grev yapmak daha özgür hale gelir.

Tarih bize demokrasilerin bireylerin iyiliğine duyulan inanç üzerine değil, tam tersi bir farkındalık üzerine kurulduğunu öğretir: İnsanlar güçlü konumlara getirildiğinde sınır duygusunu kaybetme eğilimindedir. Güçler ayrılığının, kontrol ve dengelerin, prosedürlerin ve kişisel olmayan yasaların var olmasının nedeni budur. Politikaya güvensizlikten değil, gerçekçilikten.

Bunun yerine her şey egoya, kişisel anlatıya ve “sadece ben yapabilirim” fikrine indirgendiğinde ahlak öznel hale gelir. Ve öznel olan her zaman haklı gösterilebilir.

Bu bağlamda kurumsal şiddet olayları artık sadece “olay” değil. Bunlar semptomlara dönüşür; gücün sorumluluğun önüne geçtiği ve bireyin işlevin yerine geçtiği bir sürüklenmenin sinyalleri.

Kurumlara olan güvenin yeniden inşa edilmesi nostaljik bir çalışma değil, acil bir gerekliliktir. Çünkü gücün yalnızca kendine cevap verdiği yerde, sonunda birileri bunun bedelini öder. Ve neredeyse hiçbir zaman komuta edenler olmaz.

(Kapak fotoğrafı Francisco José de Goya y Lucientes – Aklın uykusu canavarlar üretir (No. 43), Los Caprichos’tan – Google Sanat Projesi – Kamu malı)

❤️ Florence Daily News'i destekleyin

Bu makaleyi beğendiyseniz lütfen Florence Daily News'i desteklemeyi düşünün.

Biz, ödeme duvarlarından ve müdahaleci reklamlardan arınmış, herkes için Floransa ve Toskana hakkında net ve güvenilir haberler sunmaya kararlı, bağımsız bir haber sitesiyiz.

İster tek seferlik bir hediye ister düzenli bir katkı olsun, desteğiniz bağımsız kalmamıza ve önemli hikayeleri anlatmaya devam etmemize yardımcı oluyor.

Aşağıdaki Stripe aracılığıyla güvenli bir şekilde bağış yapın.

Tek seferlik bağış yapın

Aylık bağış yapın

Yıllık bağış yapın

Bir miktar seçin

Veya özel bir tutar girin


Katkınız takdir edilmektedir.

Katkınız takdir edilmektedir.

Katkınız takdir edilmektedir.

Bağış yapınAylık bağış yapınYıllık bağış yapın


Florence Daily News'den daha fazlasını keşfedin

E-postanıza gönderilen en son gönderileri almak için abone olun.


Yayımlandı

kategorisi

yazarı:

Etiketler:

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir