İran savaşında olaylar hızla gelişiyor. Bir yanda barış planı ortalıkta dolaşırken, diğer yanda Amerikalı paraşütçüler alarma geçiriliyor. Petrol fiyatları düşüyor ve tekrar yükseliyor. Tahran müzakere iddialarını reddederken, Pakistan, Türkiye ve Mısır müzakerelere aracılık etmeye çalışıyor.
Dört haftadır devam eden İran savaşı artık klasik bir çatışma değil, kimsenin kartlarını açıklamak istemediği, çok sayıda oyuncunun yer aldığı karmaşık bir jeopolitik oyundur. Odak noktası, ikircikli açıklamalarla defalarca spekülasyona neden olan ABD Başkanı Donald Trump.
New York Times'ın haberine göre ABD hükümeti, kendisini cepheler arasında arabulucu olarak öneren Pakistan ordusuyla ilgili bir taslak gönderdi.
Odak noktası nükleer program: Trump, İran'ın nükleer silahlarının önlenmesini listedeki “1, 2 ve 3 numaralı maddeler” olarak tanımladı. Washington özellikle İran'ın nükleer kapasitesinin tamamen ortadan kaldırılması, zenginleştirilmiş uranyumun devredilmesi ve bölgedeki tüm vekalet finansmanına son verilmesi çağrısında bulunuyor. Hürmüz Boğazı serbest deniz bölgesi olarak daimi olarak açık kalmalıdır.
İsrailli yetkililer Reuters'e ABD Başkanı Donald Trump'ın bir anlaşmaya varmaya kararlı olduğunu ancak Tahran'ın Amerika'nın taleplerine uymasının pek olası olmadığını söyledi.
Tahran'ın güvensizliğinin bir nedeni var
Savaşın sona erdirilmesi önerisine yanıt olarak Tahran, tüm Amerikan birliklerinin Körfez bölgesinden çekilmesi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için ücret sistemi uygulanması çağrısında bulundu. Berliner Zeitung'un haberine göre, ülkeler arasında ateşkes yapılması yönündeki görüşmeler reddedildi.
28 Şubat'ta savaşın patlak vermesi öncesinde yaşananlar göz önüne alındığında, Tahran'ın Washington'dan gelen sinyallere şüpheyle yaklaşması şaşırtıcı değil. ABD-İsrail saldırılarının 28 Şubat'ta başlamasına 48 saatten az bir süre kala, ABD özel elçisi Steve Witkoff ve danışman Jared Kushner, resmi olarak planlanan üçüncü tur nükleer müzakereler için İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ile Cenevre'de bir araya geldi. Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi daha sonra bir “atılım”dan bahsetti. Üç gün önce savaş patlak vermeden önce, 2 Mart'ta başka görüşmelerin yapılması planlanıyordu.
Trump Kharg Adası'nı almayı mı planlıyor?
Trump savaşı bitirmek istediğini açıklarken aynı zamanda Basra Körfezi'ndeki Amerikan askeri varlığı da artıyor.
Reuters'in konuya aşina iki kişiye dayandırdığı haberine göre, Pentagon şu anda Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamak için İran kıyılarına olası bir asker konuşlandırılması da dahil olmak üzere çeşitli seçenekleri değerlendiriyor. Aynı zamanda 82'nci Hava İndirme Tümeni'nden binlerce askerin de bölgeye taşınması planlanıyor. Paraşüt operasyonlarında uzmanlaşan elit birlik, emir aldıktan sonra 18 saat içinde göreve hazır olabiliyor.
Özellikle odak noktasında bir destinasyon var: Kuzey Basra Körfezi'ndeki bir ada olan Kharg Adası. Ada, 20 kilometrekare civarında idare edilebilir büyüklüğüne rağmen büyük önem taşıyor. İran'ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ı adadaki terminal aracılığıyla işleniyor. Bu nedenle ada İslam Cumhuriyeti ekonomisinin mücevheridir.
Amerikan güçlerinin adanın kontrolünü ele geçirmesi Tahran'ın en önemli gelir kaynağını ciddi şekilde etkileyecektir. Trump'ın diplomasisinin ciddi olup olmadığı, yalnızca bir baskı aracı olarak mı, hatta örneğin Kharg adasının ele geçirilmesi gibi dikkati dağıtmaya mı hizmet ettiği önümüzdeki günlerde netleşecek.

Bir yanıt yazın